- HAKKIMIZDA
-
ÜRÜNLER
Chilled Beam ve Chilled Ceiling
Kompakt Havalandırma Üniteleri
Yangın Duman Damperi -
MARKALAR
Ventmann
Actionair
Steamovap - REFERANSLAR
- MEDYA
- İLETİŞİM
14.07.2026
Ocak 2026'da Türk Telekom, İstanbul Esenyurt Veri Merkezi'nde Sıvı Daldırmalı Soğutma Sistemi'ni (SDSS) canlı işletmeye aldı. Geleneksel hava soğutma sistemlerine kıyasla önemli enerji tasarrufu sağlayan bu uygulama, Türkiye'de sıvı soğutma sistemlerinin yaygınlaşmaya başladığının önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Yapay zekâ uygulamalarının rack başına güç yoğunluğunu artırdığı günümüzde sıvı soğutma sistemlerinin daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor. Bu dönüşüm yalnızca soğutma sistemlerini değil, veri merkezi ortam koşullarının yönetimine ilişkin bazı alışılmış yaklaşımları da yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor.
Soğutma Değişince Nem Yönetimi Nasıl Etkileniyor?
Geleneksel veri merkezlerinde CRAC, CRAH ve hassas kontrollü klima sistemleri sıcaklık ve nem kontrolünü birlikte sağlayabilmektedir. Günümüzde de birçok veri merkezinde giriş taze hava santralleri ve merkezi iklimlendirme sistemleri nem yönetiminin önemli bölümünü üstlenmeye devam etmektedir.
Sıvı soğutma sistemleri uygulamalarında ise rack içerisindeki ısının önemli bir bölümü CDU (Coolant Distribution Unit) ve sıvı devreler aracılığıyla uzaklaştırılıyor. Bunun sonucunda hava bazlı sistemlerin üstlendiği ısıl yük azalabiliyor ve proje yaklaşımına bağlı olarak bu sistemler daha düşük yüklerde çalışabiliyor.
Bu durum nem yönetiminin ayrıca değerlendirilmesini gerektiren yeni bir çalışma senaryosu oluşturabiliyor.
Hava bazlı sistemlerin nem alma kapasitesi, soğutma serpantini yüzey sıcaklığının ortam havasının çiy noktasının altına inebilmesine bağlıdır. Ancak günümüzde enerji verimliliği hedefleri ve free-cooling uygulamaları nedeniyle birçok veri merkezi tesisinde chilled water sıcaklıkları geçmişe göre daha yüksek seviyelerde işletilebilmektedir.
Bu koşullarda serpantinlerin nem alma kapasitesi önemli ölçüde azalabilir ve sistemler ağırlıklı olarak duyulur soğutma karakterine yaklaşabilir.
Sonuç olarak sıvı soğutma sistemleri hava bazlı sistemlerin üstlendiği ısıl yükün önemli bir bölümünü devralırken, nem yönetimi fonksiyonlarının proje özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir. Taze hava ile taşınan nem, personel hareketleri, kapı açılmaları ve bina sızıntıları gibi kaynaklardan gelen nem yükleri ise varlığını sürdürmeye devam eder.
Nem Neden Hâlâ Kritik?
ASHRAE veri merkezleri için sıcaklık, bağıl nem ve çiy noktası açısından önerilen çalışma sınırları tanımlamaktadır. Uygulamada birçok işletme, ekipman güvenilirliği ve operasyonel süreklilik açısından bu sınırların daha dar bir bölümünde çalışmayı tercih etmektedir.
Nem seviyesinin çok düşük olması durumunda elektrostatik deşarj (ESD) riski artabilir. Özellikle yüksek yoğunluklu elektronik ekipmanların bulunduğu ortamlarda bu durum istenmeyen operasyonel riskler oluşturabilir.
Nem seviyesinin yükselmesi durumunda ise kondenzasyon riski gündeme gelebilir. Bu konu sıvı soğutma sistemleri uygulamalarında ayrıca önem kazanabilir. Soğuk sıvı taşıyan boru ve ekipman yüzeylerinin sıcaklığı bazı çalışma koşullarında ortam havasının çiy noktasına yaklaşabilir veya altına düşebilir. Bu nedenle ortam neminin kontrol altında tutulması, sistem güvenilirliğinin önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Sıvı soğutma sistemleri bazı ekipmanların ortam havasına olan bağımlılığını azaltabilse de, bu durum nem yönetiminin tamamen önemsiz hale geldiği anlamına gelmez. Aksine, farklı risk mekanizmaları nedeniyle nem kontrolünün proje tasarımında bilinçli şekilde ele alınması önemini korumaktadır.
İstanbul Bunu Nasıl Etkiliyor?
Veri merkezi lokasyonu nem yönetimi stratejisinin belirlenmesinde önemli rol oynar.
İstanbul'da yaz aylarında dış hava çiy noktaları oldukça yüksek seviyelere ulaşabilmektedir. Bu durum taze hava sistemleri, bina sızıntıları veya işletme kaynaklı hava değişimleri yoluyla veri merkezi içerisine ilave nem yükü taşınmasına neden olabilir.
Kış aylarında ise dış hava daha kuru hale gelir ve bazı işletme koşullarında düşük nem seviyeleriyle karşılaşılabilir.
Bu nedenle İstanbul gibi iklimlerde hem nem alma hem de nemlendirme ihtiyacının yılın farklı dönemlerinde ortaya çıkabilmesi mümkündür. Nihai ihtiyaç ise tesisin tasarımına, işletme stratejisine ve hava yönetimi yaklaşımına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
"Nem yönetimi konusunda tek bir doğru çözümden bahsetmek mümkün değil. Tesisin bulunduğu iklim, taze hava miktarı, bina sızdırmazlığı, soğutma mimarisi ve işletme yaklaşımı sonucu doğrudan etkiliyor. Bu nedenle her projeye kendi dinamikleri içerisinde bakılması gerekiyor. Bir tesiste merkezi sistemler tüm ihtiyacı karşılayabilirken, başka bir tesiste ilave nem alma veya nemlendirme kapasitesine ihtiyaç duyulabiliyor."
AGON Olarak Ne Sunuyoruz?
AGON Mekanik olarak, veri merkezi uygulamalarında nem kontrol stratejisinin belirlenmesine yönelik teknik destek sunuyoruz. Çözüm portföyümüzde yer alan nem alma ve nemlendirme teknolojileri, proje gereksinimlerine göre merkezi HVAC altyapısını destekleyecek şekilde uygulanabiliyor. Çözüm yaklaşımı belirlenirken tesisin iklim koşulları, soğutma mimarisi, işletme senaryosu ve hedeflenen ortam şartları birlikte değerlendiriliyor.
Bu kapsamda veri merkezi projelerinde nem kontrol stratejisinin değerlendirilmesi, uygun nem alma ve nemlendirme teknolojilerinin belirlenmesi, merkezi HVAC ve BMS altyapısıyla uyumlu çözüm önerilerinin geliştirilmesi ile uygulama sürecine yönelik teknik danışmanlık konularında destek sağlıyoruz.
Haşim Can Yücel
Proje Satış Yöneticisi
AGON Mekanik ve Yapı Tesisat A.Ş